Ambargolardan Küresel Güce: Türk Savunma Sanayisinin Asırlık Yolculuğu
Türkiye’nin savunma sanayisi serüveni, yalnızca teknik bir üretim hikâyesi değil; aynı zamanda bağımsızlık, egemenlik ve milli iradenin tarihsel mücadelesidir. Bugün insansız hava araçlarından milli gemilere, elektronik harp sistemlerinden zırhlı kara araçlarına kadar geniş bir yelpazede dünya çapında söz sahibi hâle gelen Türk savunma sanayisi, bu noktaya zorlu süreçlerden geçerek ulaşmıştır.
Bu yolculuk, Kurtuluş Savaşı’nın yokluk yıllarından başlayarak, ambargolarla şekillenen zorunlu hamleleri, stratejik kırılmaları ve nihayetinde “yerli ve milli” vizyonla yükselen yeni bir dönemi kapsamaktadır.
Kurtuluş Savaşı’nın Gölgesinde Doğan Savunma Sanayii
Türk savunma sanayisinin temelleri, henüz Cumhuriyet ilan edilmeden atıldı. Kurtuluş Savaşı sırasında en büyük ihtiyaçlardan biri olan silah ve mühimmatın dışarıdan temin edilememesi, genç Türkiye’yi kendi imkânlarıyla üretim yapmaya zorladı. Bu doğrultuda 1921 yılında Askerî Fabrikalar Umum Müdürlüğü kuruldu.
Ankara ve Kırıkkale başta olmak üzere birçok şehirde fişek, mühimmat, barut, kapsül ve çelik üretimine yönelik tesisler faaliyete geçti. Bu fabrikalar, Cumhuriyet öncesinde dahi Türk ordusunun temel ihtiyaçlarını karşılamaya başladı.
Makine Kimya Endüstrisi ve Erken Cumhuriyet Dönemi
1950’li yıllara gelindiğinde bu yapı, Makine Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) adı altında yeniden organize edildi. Ancak II. Dünya Savaşı’nın yarattığı küresel ekonomik buhran, Türkiye’nin savunma sanayisi yatırımlarını ciddi şekilde sınırladı.
Türkiye, savaşa fiilen girmemiş olsa da, bu tercihin bedelini ağır ekonomik şartlar altında ödedi. Ordu modern silah sistemlerinden yoksundu, ekonomi ise büyük yatırımları kaldıracak güçte değildi.
Marshall Yardımı: Destek mi, Bağımlılık mı?
II. Dünya Savaşı sonrası dönemde ABD öncülüğünde uygulamaya konulan Marshall Planı, Türkiye’yi de kapsadı. Türkiye bu kapsamda hibe ve krediler aldı; askeri yardımlar sağlandı. Ancak bu yardımlar, görünenden çok daha ağır bir bağımlılık yarattı.
Verilen silahların bakım ve yedek parça giderleri Türkiye bütçesine yüklendi. Daha da önemlisi, bu silahların ABD izni olmadan kullanılması yasaktı. Böylece Türk Silahlı Kuvvetleri, teknik olarak güçlenirken stratejik olarak dışa bağımlı hâle geldi.
Yerli Havacılık Denemeleri ve Yarım Kalan Hayaller
Tüm zorluklara rağmen Türkiye, 1940’lı yıllarda kendi uçağını üretme girişiminde bulundu. Uğur-44 adlı yerli eğitim uçağı, bu vizyonun somut örneklerinden biri oldu. 1955-1957 yılları arasında 57 adet üretilen bu uçaklar, 1963 yılına kadar hizmet verdi.
Ancak maliyetler, dış baskılar ve politik tercihler nedeniyle bu girişimler sürdürülebilir olamadı.
Johnson Mektubu ve Kıbrıs: Uyanışın Başlangıcı
1964 yılında ABD Başkanı Lyndon B. Johnson tarafından gönderilen mektup, Türkiye için bir dönüm noktası oldu. Bu mektup, Türkiye’nin ABD’den aldığı silahları Kıbrıs’ta kullanamayacağını açıkça ifade ediyordu.
Bu durum, dışa bağımlılığın nasıl bir stratejik tehdit oluşturduğunu net biçimde ortaya koydu. Ancak asıl kırılma, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile yaşandı.
1974 Ambargosu ve Zorunlu Millileşme
Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında ABD öncülüğünde Türkiye’ye silah ambargosu uygulandı. Ambargo sadece yeni silah alımını değil, mevcut sistemlerin kullanımını da kapsıyordu.
Bu süreç, Türkiye’ye şu gerçeği acı bir şekilde gösterdi:
Savunma sanayisi olmayan bir ülkenin tam bağımsızlığı mümkün değildir.
ASELSAN, TUSAŞ ve Yeni Kurumsal Yapı
Ambargo sonrası dönemde Türkiye, kendi savunma sanayi altyapısını kurmak zorunda kaldı.
-
TUSAŞ 1973 yılında kuruldu
-
ASELSAN 1975’te haberleşme sistemlerindeki eksiklikleri gidermek amacıyla faaliyete geçti
ASELSAN, kısa sürede yerli telsizler, elektronik harp sistemleri ve savunma elektroniği alanında kritik projelere imza attı. TUSAŞ ise hava platformları ve havacılık sanayisinin bel kemiği hâline geldi.
1980’ler ve 1990’lar: Modernizasyon ve Ar-Ge Dönemi
1980’li yıllardan itibaren savunma sanayisine ayrılan bütçeler artırıldı. Savunma Sanayii Müsteşarlığı kurularak projeler merkezi bir yapı altında toplandı.
Bu dönemde:
-
F-16 üretim ve montaj tecrübesi kazanıldı
-
Elektronik harp, radar ve komuta-kontrol sistemleri geliştirildi
-
Özel sektör savunma sanayisine dâhil edildi
PKK ile Mücadele ve Yerli Çözümlerin Zorunluluğu
1990’lı yıllarda artan terörle mücadele ihtiyacı, istihbarat ve hava hâkimiyetinin önemini artırdı. Dışa bağımlı sistemlerde yaşanan kısıtlamalar, Türkiye’yi kendi çözümlerini üretmeye yöneltti.
İHA ve SİHA Devrimi: Oyun Değiştiren Hamle
2000’li yıllarla birlikte Türkiye, savunma sanayisinde radikal bir paradigma değişimine gitti. Hazır alımlar iptal edildi, yerli ve özgün üretim esas alındı.
Bu sürecin en çarpıcı sonucu:
-
İnsansız Hava Araçları (İHA)
-
Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA)
oldu.
Bayraktar TB2, ANKA ve AKINCI gibi platformlar; terörle mücadelede, sınır ötesi operasyonlarda ve uluslararası sahada Türkiye’ye büyük bir stratejik üstünlük sağladı.
Milli Gemi, Milli Tank ve Entegre Savunma
-
MİLGEM Projesi ile milli savaş gemileri üretildi
-
ALTAY Tankı Türk mühendisleri tarafından tasarlandı
-
ATAK Helikopteri ihraç edilir hâle geldi
-
Elektronik harp, radar, hava savunma ve siber güvenlik alanlarında yerli sistemler geliştirildi
Bugün ve Gelecek Vizyonu
Günümüzde Türk savunma sanayisi:
-
Yüzlerce firmayı kapsayan bir ekosisteme
-
Yüzlerce aktif projeye
-
Yüksek yerlilik oranlarına
-
İhracat yapan bir yapıya
ulaşmış durumdadır.
Savunma sanayisi artık yalnızca askeri bir alan değil; teknoloji, yazılım, yapay zekâ, uzay ve siber güvenliği kapsayan çok boyutlu bir milli güç unsuru hâline gelmiştir.
Sonuç: Bağımsızlığın Mührü
Savunma sanayisi, bir ülkenin sadece silah üretme kapasitesi değil; kendi kaderini tayin edebilme gücüdür. Türkiye, yaşadığı ambargoları avantaja çevirerek, zorunluluktan doğan bir vizyonu küresel başarıya dönüştürmeyi başarmıştır.
Bugün gelinen noktada Türk savunma sanayisi, geçmişten alınan derslerle geleceği inşa etmeye devam etmektedir.
Etiketler
Türk Savunma Sanayisi, Yerli ve Milli Savunma, ASELSAN, TUSAŞ, Bayraktar TB2, SİHA, İHA, Kıbrıs Barış Harekatı, Savunma Sanayi Tarihi, Milli Teknoloji Hamlesi, MİLGEM, ALTAY Tankı, ATAK Helikopteri, Savunma Sanayi Başkanlığı, Türkiye Silah Sanayisi
Türkiye’nin Milli Savunma hamlesi nereden başladı nereye geldi? 1974’te Türkiye’ye uygulanan ambargodan bugün Güneydoğu’da SİHA’larla ve İHA’larla alan hakimiyetine, Libya’daki sınır ötesi operasyonlara nasıl gelindi?




