Afganistan: Bitmeyen Savaşın Anatomisi, Taliban Gerçeği ve Türkiye’nin Sessiz Gücü
Asya’nın Kalbinde Kapanmayan Bir Yara
Orta Doğu, Orta Asya ve Hint Yarımadası arasında sıkışmış bir ülke olan Afganistan, yüzyıllardır savaş, işgal ve iç çatışmaların eksik olmadığı bir coğrafya olarak dünya tarihindeki yerini koruyor. Jeostratejik konumu nedeniyle her dönemde büyük güçlerin ilgi odağı olan bu topraklar, neredeyse hiçbir zaman kalıcı barışa ulaşamadı. Afganistan, yalnızca bir ülke değil; küresel güç mücadelelerinin, ideolojik savaşların ve vekâlet çatışmalarının en sert şekilde yaşandığı bir sahne haline geldi.
Büyük Oyun’dan Soğuk Savaş’a Uzanan Kanlı Tarih
-
yüzyılda Rusya ile İngiltere arasında yaşanan ve tarihe “Büyük Oyun” olarak geçen mücadele, Afganistan’ı ilk kez küresel hesaplaşmanın merkezine taşıdı. Bu topraklar, Hindistan yolu üzerindeki kilit konumuyla imparatorlukların satranç tahtasına dönüştü.
1919’da bağımsızlığını ilan eden Afganistan, modernleşme hayalleriyle yeni bir döneme adım attı. Emanullah Han yönetimi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün reformlarını örnek alarak laik ve çağdaş bir devlet inşa etmeyi hedefledi. Ancak aşiret yapısı, geleneksel toplum düzeni ve dış müdahaleler bu sürecin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden oldu.
Sovyet İşgali: Çöküşün Başlangıcı
1979 yılında Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgali, ülke tarihindeki en büyük kırılma noktalarından biri oldu. Soğuk Savaş’ın iki kutbu Afganistan’da dolaylı olarak karşı karşıya geldi. Sovyet helikopterleri dağları bombalarken, ABD destekli mücahitler Stinger füzeleriyle karşılık verdi.
On yıl süren bu savaş, Sovyetler için askeri ve ekonomik bir yıkıma dönüştü. Afganistan ise harabeye çevrildi. Milyonlarca insan yerinden edildi, altyapı tamamen çöktü. Sovyetlerin çekilmesiyle barış gelmedi; aksine iç savaş daha da derinleşti.
Taliban’ın Yükselişi: Sessizliğin Bedeli
1990’lı yılların ortasında sahneye çıkan Taliban, iç savaşın yarattığı kaos ortamında “düzen” vaadiyle kısa sürede kontrolü ele geçirdi. İlk dönemde güvenliğin sağlanması halkta umut yarattı. Ancak bu umut, yerini sert şeriat kuralları, kadınların kamusal hayattan silinmesi, kültürel mirasın yok edilmesi ve çağ dışı uygulamalara bıraktı.
Bamiyan Vadisi’ndeki binlerce yıllık Buda heykellerinin havaya uçurulması, Taliban yönetiminin dünya kamuoyundaki imajını simgeleyen olaylardan biri oldu.
11 Eylül ve Afganistan Operasyonu
11 Eylül 2001’de ABD’de gerçekleştirilen saldırılar, Afganistan için yeni bir dönemin kapısını araladı. El Kaide lideri Usame Bin Ladin’in Afganistan’da bulunması gerekçesiyle ABD öncülüğünde başlatılan askeri operasyon, kısa sürede Taliban yönetimini devirdi.
NATO güçleri ülkeye konuşlandı, Hamid Karzai liderliğinde yeni bir yönetim oluşturuldu. İlk yıllarda Taliban saldırıları büyük ölçüde azaldı ve “Afganistan kazanıldı” algısı oluştu. Ancak bu algı, zamanla büyük bir yanılgı olduğu ortaya çıkan geçici bir sessizlikten ibaretti.
Yeniden Alevlenen Direniş ve Büyük Yanılgı
Irak Savaşı’nın başlamasıyla dikkatler Orta Doğu’ya çevrildi. Afganistan ise adeta unutuldu. Bu boşlukta Taliban yeniden örgütlendi. Pakistan’ın kuzeyindeki Veziristan bölgesi, örgütün yeniden doğduğu merkez haline geldi.
2005’ten itibaren saldırı sayıları katlanarak arttı. Ayda yüzlerle ifade edilen saldırılar, kısa sürede binlerce can aldı. Afganistan, bir kez daha istikrarsızlığın merkezine sürüklendi.
Uyuşturucu Ekonomisi: Savaşın Görünmeyen Yüzü
Afganistan, dünyanın en büyük afyon üreticisi konumunda. Ülke ekonomisinin önemli bir bölümü uyuşturucu ticaretine dayanıyor. Bir Afgan çiftçi için buğday ekmekle afyon ekmek arasındaki gelir farkı, hayatta kalma meselesine dönüşmüş durumda.
Uyuşturucu yalnızca Afganistan’ın değil, küresel terör örgütlerinin de en büyük finansman kaynaklarından biri. Orta Asya üzerinden Avrupa’ya, İran üzerinden Batı’ya uzanan bu kara ticaret ağı, milyarlarca dolarlık bir hacme sahip.
Eğitim, Sağlık ve Kadın Gerçeği
Yıllarca süren savaş, Afganistan’da eğitimi ve sağlığı neredeyse tamamen çökertti. Milyonlarca çocuk okula gidemiyor. Kadınların okuma yazma oranı son derece düşük.
Kadın olmak Afganistan’da hâlâ en zor yaşam koşullarından biri anlamına geliyor. Sağlık hizmetlerine erişim sınırlı, özellikle kadın doktor eksikliği hayati sorunlara yol açıyor. Pek çok kadın, tedavi olamadığı için yaşamını yitiriyor.
Pakistan Faktörü ve Nükleer Tehdit
Afganistan’daki istikrarsızlık, Pakistan’ı da doğrudan etkiliyor. Nükleer silaha sahip tek Müslüman ülke olan Pakistan’ın radikal unsurların etkisine girmesi, küresel güvenlik açısından en büyük endişelerden biri olarak görülüyor.
ABD’nin insansız hava araçlarıyla Pakistan sınırında gerçekleştirdiği saldırılar, bölgedeki anti-Amerikan duyguları daha da körüklüyor ve yeni çatışma alanları oluşturuyor.
Türkiye’nin Afganistan’daki Farklı Rolü
Afganistan’daki yabancı askeri varlıklar çoğu zaman işgalci olarak algılanırken, Türkiye bu tablonun dışında tutuluyor. Türk Silahlı Kuvvetleri, Afganistan’da silahı son seçenek olarak gören yaklaşımıyla dikkat çekiyor.
Türk askerinin halka yakın duruşu, kültüre ve inanca duyduğu saygı, Afgan halkında güven oluşturuyor. Okullar, hastaneler, meslek edindirme kursları ve polis eğitimleri, Türkiye’nin Afganistan’daki varlığını askeri bir güçten ziyade insani bir destek unsuru haline getiriyor.
Kalpleri Kazanan Strateji
Türkiye’nin Afganistan’daki başarısının temelinde “önce insan” anlayışı yatıyor. Türk askerleri devriye gezerken silah namlularını halka doğrultmuyor, çocuklarla sohbet ediyor, esnafla selamlaşıyor.
Bu yaklaşımın sonucu olarak Türk birliklerine yönelik saldırı neredeyse hiç yaşanmıyor. Afgan halkı, ay yıldızlı üniformayı tehdit değil güven sembolü olarak görüyor.
Karanlığın İçindeki Zayıf Işık
Afganistan bugün hâlâ derin bir kriz içinde. Siyasi istikrarsızlık, ekonomik çöküş ve güvenlik sorunları devam ediyor. Ancak tüm bu karanlığın içinde küçük de olsa umut veren örnekler bulunuyor.
Türkiye’nin yürüttüğü insani ve yapıcı çalışmalar, Afganistan’ın geleceği için farklı bir yolun mümkün olduğunu gösteriyor. Silahlarla değil, güvenle ve saygıyla kazanılan kalplerin, uzun vadede gerçek barışın anahtarı olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.
Etiketler
Afganistan, Taliban, ABD Afganistan Operasyonu, NATO, Türkiye Afganistan, Türk Silahlı Kuvvetleri, Orta Asya, Uyuşturucu Ticareti, El Kaide, Pakistan, Küresel Terör, Afganistan Tarihi, ISAF, Jeopolitik, Ortadoğu, Dünya Siyaseti, Savaş Analizi, Güvenlik Politikaları




