Bayraktar Kızılelma İlk Uçuşunu Yaptı: Türkiye Savunma Sanayinde Yeni Bir Döneme Mi Giriyor?
Türkiye savunma sanayii açısından tarihi bir eşik daha geride kaldı. Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı olarak tanımlanan Bayraktar Kızılelma, planlanandan daha erken bir tarihte ilk uçuşunu gerçekleştirerek gökyüzüyle buluştu. Bu gelişme yalnızca teknik bir başarı olarak değil, aynı zamanda Türkiye’nin hava muharebe konseptinde paradigma değişimi olarak değerlendiriliyor.
“Kızılelma” Neden Önemli?
Kızılelma projesi ilk kez 2021 yılında kamuoyuna duyuruldu. 2022 yılının Mart ayında projeye “Kızılelma” ismi verildi. Tarihsel anlamda ulaşılması güç hedefi simgeleyen “Kızılelma” kavramı, bu projede Türkiye’nin havacılık alanında ulaşmak istediği stratejik seviyeyi temsil ediyor.
30 Ağustos 2022’de Teknofest Karadeniz’de ilk kez halka gösterilen platform, 14 Aralık 2022’de ilk uçuşunu gerçekleştirdi. Havacılık dünyasında ilk uçuş, “seri üretime hazır” anlamına gelmiyor. Ancak bu tarih, bir projenin teknik olgunluğa ulaştığını gösteren en kritik kilometre taşı olarak kabul ediliyor.
İlk uçuş; yazılım, aerodinamik tasarım, elektronik sistemler, motor entegrasyonu ve platform mühendisliğinin birlikte çalıştığını kanıtlayan aşama olarak tanımlanıyor.
Kızılelma Ne Zaman Hizmete Girecek?
Savunma projelerinde “ilk uçuş tarihi” ile “hizmete giriş tarihi” farklı aşamaları ifade ediyor. İlk uçuş sonrası test süreçleri, varyant geliştirmeleri ve seri üretim safhası başlıyor.
Kızılelma’nın ilk varyantı tek motorlu ve ses altı hızda uçan bir model olarak geliştiriliyor. Ancak ilerleyen aşamalarda:
-
Çift motorlu,
-
Ses üstü hızlara çıkabilen,
-
Gelişmiş radar ve elektronik harp sistemleriyle entegre,
-
Hava-hava ve hava-yer mühimmatları taşıyabilen versiyonların da geliştirilmesi planlanıyor.
Bu durum, projenin yalnızca tek bir platformdan ibaret olmadığını; uzun yıllar boyunca evrim geçirecek bir ürün ailesi olacağını gösteriyor.
Baykar’ın 20 Yıllık Yolculuğu
Kızılelma bir “bir gecelik başarı” değil. Baykar’ın 20 yıllık insansız hava aracı tecrübesinin sonucu olarak ortaya çıktı.
-
İlk olarak 5 kilogramlık mini insansız hava aracı geliştirildi.
-
Ardından Bayraktar TB2 ile taktik sınıfta küresel başarı elde edildi.
-
Sonrasında Akıncı TİHA geliştirildi.
-
Şimdi ise insansız savaş uçağı kategorisine geçildi.
20 yıl önce 5 kişilik bir ekip olan yapı, bugün 3.500 kişilik bir teknoloji şirketine dönüşmüş durumda. Yaş ortalamasının 27 olduğu belirtiliyor. 1.500’den fazla mühendis ve binlerce yerli tedarikçiyle birlikte çalışan bir ekosistem söz konusu.
Devlet Desteği Tartışmaları
Kamuoyunda sıkça dile getirilen “devlet finansal destek sağladı mı?” sorusuna yönelik açıklamalarda, Kızılelma özelinde herhangi bir finansal sözleşme veya doğrudan devlet desteği olmadığı ifade ediliyor.
Açıklamalara göre:
-
Proje, ihracat gelirleriyle finanse edildi.
-
Nakit hibe alınmadı.
-
Devlet bankalarından kredi kullanılmadı.
-
Ar-Ge hibesi alınmadı.
Bu noktada savunma sanayiinin genel yapısının geçmişte ithalata bağımlı olduğu, ancak 2004 sonrası yerlileşme iradesiyle yeni bir döneme girildiği vurgulanıyor.
Engellemeler ve Bürokratik Süreçler
Geçmişte Bayraktar TB2’nin geliştirilme sürecinde çeşitli bürokratik engellerle karşılaşıldığı belirtiliyor. İlk test uçuşlarında izin süreçlerinin zorlaştığı, sözleşmelerin geciktirildiği ve ihale süreçlerinde farklı uygulamalar yaşandığı anlatılıyor.
Bu süreçlerin ardından bugün gelinen noktada:
-
Bayraktar TB2’nin 600.000 saati aşan uçuş tecrübesi,
-
27 ülkeye ihracat sözleşmesi,
-
Aylık ortalama 15.000 saatlik aktif uçuş,
-
Uluslararası savaş sahalarında operasyonel etkinlik
gibi veriler öne çıkıyor.
Küresel Etki
Bayraktar TB2’nin Libya, Azerbaycan ve Ukrayna’daki operasyonel etkisi uluslararası basında geniş yer buldu. Hatta bazı ülkelerde sivil bağış kampanyalarıyla satın alma girişimleri gündeme geldi.
Savunma sanayii açısından bu durum yalnızca bir ihracat başarısı değil; aynı zamanda dış politikada bir kaldıraç etkisi olarak değerlendiriliyor.
Kızılelma’dan Sonra Hedef: Uzay
Açıklamalarda dikkat çeken bir diğer başlık ise Kızılelma’nın son hedef olmadığı yönünde.
Baykar’ın, insansız hava araçları kategorisinde belirli bir doygunluğa ulaştıktan sonra uzay teknolojilerine yatırım yapmayı hedeflediği belirtiliyor. Atmosfer içi hava platformlarının sürdürülebilirliği için uzay tabanlı sistemlere hâkimiyetin kritik olduğu vurgulanıyor.
Savunma Sanayiinde Yeni Dönem
Son 20 yılda savunma sanayiinde faaliyet gösteren firma sayısının 17’den 2.000’in üzerine çıktığı ifade ediliyor. Bu genişleme, savunma alanında özel sektörün daha aktif rol aldığı bir döneme işaret ediyor.
Kızılelma’nın başarısı; yalnızca bir şirketin değil, geniş bir yerli tedarik zincirinin ve genç mühendis kadrosunun ürünü olarak tanımlanıyor.
Sonuç
Bayraktar Kızılelma’nın ilk uçuşu, Türkiye’nin insansız hava aracı serüveninde yeni bir evreyi temsil ediyor. İlk uçuş, bir son değil; uzun bir geliştirme sürecinin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.
Gelecek dönemde seri üretim, varyant geliştirme, entegrasyon kabiliyetleri ve ihracat süreçleri, projenin gerçek stratejik etkisini belirleyecek.
Türkiye, mini İHA’dan insansız savaş uçağına uzanan yolculukta, savunma teknolojilerinde bağımlılıktan ihracatçı konuma geçiş sürecini hızlandırmış görünüyor.
Anahtar Kelimeler:
Bayraktar Kızılelma, insansız savaş uçağı, Türk savunma sanayii, Baykar, yerli üretim, milli teknoloji hamlesi, savunma ihracatı, Bayraktar TB2, Akıncı TİHA, havacılık teknolojisi, askeri teknoloji, Türkiye savunma projeleri




