Üç Kıtanın Son Hükümdarı
II. Abdülhamid, ileride “imparatorluğun en uzun yüzyılı” diye tanımlanacak olan süreçte tahta oturdu. Uyguladığı siyaset, aldığı tedbirler ve yenileşme hamleleri ile devleti ayakta tutmaya gayret gösterdi. Buhran ve bunalım yıllarının padişahı, taraftarları ve karşıtlarınca günümüze kadar övgüyle ya da yergiyle hatırlandı. En objektif biçimde ve tarihi gerçekliğiyle II. Abdülhamid’i anlatan ÜÇ KITANIN SON HÜKÜMDARI belgeseli
Üç Kıtanın Son Hükümdarı: Sultan II. Abdülhamid ve Bir İmparatorluğun Son Büyük Dönemi
Osmanlı Devleti’nin altı asrı aşan tarihinin en kritik, en çalkantılı ve en stratejik dönemlerinden biri, şüphesiz Sultan II. Abdülhamid devridir. Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarında hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nun üç kıtadaki fiilî egemenliğini koruyabilen son padişahı olarak tarihe geçen II. Abdülhamid, yalnızca bir hükümdar değil; aynı zamanda diplomasi, istihbarat ve denge siyaseti ustası olarak anılır.
1876’dan 1909’a kadar tam 33 yıl boyunca tahtta kalan II. Abdülhamid, Osmanlı’nın dağılma sürecini durduramasa da yavaşlatan, devleti ayakta tutmak için zaman kazandıran ve modernleşme hamleleriyle yeni bir devlet anlayışının temellerini atan isim olmuştur.
Tahta Çıkışı: Çöküşün Eşiğindeki Devlet
II. Abdülhamid, 31 Ağustos 1876’da Osmanlı tahtına çıktığında imparatorluk:
-
Balkanlarda isyanlarla sarsılıyor
-
Avrupa devletlerinin ağır siyasi baskısı altında bulunuyor
-
Ekonomik olarak iflas etmiş
-
Ordu ve bürokrasi içerisinde çözülme yaşayan
-
Toprak kayıplarıyla yüzleşen bir yapıdaydı
Tahta çıktığı yıl ilan edilen Kanun-i Esasi ile Osmanlı tarihinde ilk kez anayasal düzene geçilmiş, Meclis-i Mebusan açılmıştır. Ancak bu anayasal süreç, kısa süre sonra savaş ve iç karışıklıklar gerekçesiyle askıya alınmıştır.
93 Harbi ve Devletin Kırılma Noktası
1877–1878 Osmanlı–Rus Savaşı (93 Harbi), II. Abdülhamid döneminin en ağır darbelerinden biri olmuştur. Savaş sonucunda:
-
Balkanlardaki Osmanlı hâkimiyeti büyük ölçüde zayıflamış
-
Kafkasya’da toprak kayıpları yaşanmış
-
Devletin askeri ve siyasi itibarı ciddi yara almıştır
Bu yenilgi, II. Abdülhamid’i merkeziyetçi ve güvenlik odaklı bir yönetim anlayışına yöneltmiş, padişah doğrudan yönetimi eline almıştır.
Üç Kıtada Denge Siyaseti
II. Abdülhamid’i “Üç Kıtanın Son Hükümdarı” yapan temel unsur, Osmanlı’nın Avrupa, Asya ve Afrika’daki varlığını askeri güçten çok diplomasiyle sürdürmesidir.
Avrupa’da Diplomatik Satranç
Avrupa devletleri arasındaki çıkar çatışmalarını ustalıkla kullanan II. Abdülhamid, Osmanlı’yı tek bir büyük gücün tamamen kontrolüne girmekten korumuştur.
Afrika’da Osmanlı Mührü
Libya, Trablusgarp ve Kuzey Afrika’daki Osmanlı hâkimiyeti, II. Abdülhamid döneminde sembolik de olsa devam etmiştir. Padişah, Afrika’daki Müslüman topluluklarla bağlarını güçlendirmiştir.
Asya ve İslam Dünyası
Halifelik makamını aktif biçimde kullanan II. Abdülhamid, Hindistan’dan Orta Asya’ya kadar uzanan coğrafyada İslam birliği (Panislamizm) siyaseti izlemiştir.
Halifelik ve Panislamizm Politikası
II. Abdülhamid, Osmanlı padişahları arasında halifelik makamını en etkili kullanan isimlerden biridir. Özellikle İngiltere, Fransa ve Rusya’nın sömürgelerinde yaşayan Müslümanlar üzerinde halifelik nüfuzunu kullanarak küresel bir siyasi denge kurmaya çalışmıştır.
Bu politika, Osmanlı’nın askeri gücünün zayıfladığı bir dönemde manevi gücü ön plana çıkarmıştır.
Eğitim, Ulaşım ve Modernleşme Hamleleri
II. Abdülhamid dönemi, baskıcı yönetim iddialarının yanı sıra büyük altyapı ve eğitim yatırımlarıyla da öne çıkar:
-
Modern liseler ve rüştiyeler açıldı
-
Mülkiye, Tıbbiye ve Harbiye güçlendirildi
-
Demiryolu projeleri hız kazandı
-
Hicaz Demiryolu hayata geçirildi
-
Telgraf ağı imparatorluğun dört bir yanına yayıldı
Bu yatırımlar, Osmanlı’nın modern devlet yapısına geçişinde kritik rol oynamıştır.
İstihbarat Devleti ve Güvenlik Politikaları
II. Abdülhamid, tarihte belki de en geniş istihbarat ağını kuran Osmanlı padişahıdır. Devlet içi ve dışı tehditleri yakından takip eden bu sistem, hem iç isyanları hem de yabancı müdahaleleri kontrol altında tutmayı amaçlamıştır.
Bu durum, döneminde eleştirilmiş; ancak sonraki yıllarda devletin ayakta kalmasını sağlayan bir güvenlik mekanizması olarak yeniden değerlendirilmiştir.
Tahttan İndirilişi ve Sürgün Yılları
1908’de II. Meşrutiyet’in ilanı ve 1909’daki 31 Mart Vakası sonrası II. Abdülhamid tahttan indirilmiş, Selanik’e sürgüne gönderilmiştir. Daha sonra İstanbul’a getirilen padişah, Beylerbeyi Sarayı’nda göz hapsinde yaşamıştır.
Tahttan indirilişiyle birlikte Osmanlı Devleti:
-
Balkan Savaşları’na sürüklenmiş
-
Toprak kayıplarını hızlandırmış
-
I. Dünya Savaşı’na giden sürece girmiştir
Bu gelişmeler, II. Abdülhamid’in siyasetinin sonradan daha iyi anlaşılmasına neden olmuştur.
Tarihsel Mirası ve Günümüzde II. Abdülhamid
Bugün II. Abdülhamid:
-
Kimilerine göre istibdatın simgesi
-
Kimilerine göre büyük bir devlet adamı
-
Kimilerine göre ise Osmanlı’yı çöküşten kurtaramasa da dağılmayı geciktiren son büyük padişah olarak değerlendirilir
Kesin olan şudur ki; II. Abdülhamid, üç kıtaya hükmeden Osmanlı İmparatorluğu’nun fiilî gücünü koruyan son hükümdar olarak tarihte müstesna bir yere sahiptir.
Sonuç: Üç Kıtanın Sessiz Muhafızı
Sultan II. Abdülhamid, kılıçtan çok aklı, savaştan çok diplomasiyi, güçten çok dengeyi tercih etmiş bir hükümdardı. Onun dönemi, Osmanlı’nın son büyük direniş dönemi olarak tarihe geçmiştir.
Üç kıtaya yayılan bir imparatorluğu, imkânsızlıklar içinde 33 yıl boyunca ayakta tutabilmiş bir padişah olarak II. Abdülhamid, yalnızca geçmişin değil, bugün hâlâ tartışılan bir devlet aklının sembolüdür.
Etiketler
II Abdülhamid, Üç Kıtanın Son Hükümdarı, Osmanlı İmparatorluğu, Abdülhamid Dönemi, Osmanlı Tarihi, Halifelik, Panislamizm, İstibdat Dönemi, Hicaz Demiryolu, 2 Meşrutiyet, Osmanlı Modernleşmesi, Abdülhamid Siyaseti




