30 AĞUSTOS: BİR ZAFERDEN FAZLASI
Türk Milletinin Küllerinden Doğduğu Günün 103. Yılında Ankara’dan Tarihe Not Düşülen Yayın
Türkiye, 30 Ağustos 2025 günü bir kez daha yalnızca bir zaferi değil; bir milletin yok oluş ile var oluş arasındaki tercihini hatırladı. Başkent Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi önünden başlayan ve Ulus’taki 1. Meclis binasında son bulan 30 Ağustos Zafer Bayramı Resmî Geçit Töreni, tarih ile bugünü buluşturan güçlü bir hafıza yürüyüşüne dönüştü.
TRT tarafından gerçekleştirilen ve saatler süren canlı yayında, askerî törenin ötesine geçilerek Türk tarihinin sürekliliği, Millî Mücadele’nin bilinmeyen yönleri ve 30 Ağustos’un bugüne bıraktığı stratejik miras ele alındı. Yayına, tarihçi kimliğiyle katkı sunan Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Tufan Gündüz, anlatımıyla izleyicilere yalnızca bilgi değil, tarih bilinci kazandırdı.
“30 AĞUSTOS BİR TARİH DEĞİL, BİR EŞİKTİR”
Canlı yayında sıkça vurgulanan temel mesaj şuydu:
30 Ağustos yalnızca bir askerî zafer değil, Türk milletinin kaderinin yeniden yazıldığı bir eşiktir.
Prof. Dr. Tufan Gündüz, konuşmasında bu gerçeği şu sözlerle ifade etti:
“30 Ağustos, vatanda düşmanı seyretme ızdırabından kurtulduğumuz gündür.
Bu zafer, bir milletin ‘yenilmeyeceğini’ hem kendisine hem dünyaya ilan ettiği gündür.”
Gerçekten de 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz, yalnızca Yunan ordusuna karşı değil; Sevr Anlaşması’na, manda projelerine ve Anadolu’nun paylaşılmasına karşı kazanılmıştır. 30 Ağustos 1922, bu nedenle askerî bir sonuçtan çok siyasal ve tarihsel bir kırılma noktasıdır.
MECLİS ÖNÜNDEN ULUS’A: TARİHİN YÜRÜYÜŞÜ
Tören, Türkiye Büyük Millet Meclisi önünden başlayarak Kızılay, Sıhhiye ve Opera güzergâhı üzerinden Ulus’taki 1. Türkiye Büyük Millet Meclisi binasında sona erdi. Bu rota, bilinçli bir tarih anlatısıydı:
Egemenliğin millete geçtiği yerden, Cumhuriyet’in doğduğu yere doğru bir yürüyüş.
Geçit sırasında;
-
Muharip gaziler
-
15 Temmuz gazileri
-
Harbiyeliler
-
Tören birlikleri
-
Komandolar
-
Mehteran Birliği
-
Tarihî Osmanlı birlikleri
-
Süvari birlikleri
-
Arama kurtarma ve insani yardım unsurları
yer aldı.
Her bir birlik, Türk ordusunun bin yıllık sürekliliğini temsil etti. Yayında sıkça vurgulanan bir ifade ise dikkat çekiciydi:
“Bu geçit, sadece bugünün askerî gücünü değil, Malazgirt’ten Sakarya’ya, Çanakkale’den Büyük Taarruz’a uzanan bir ruhu temsil ediyor.”
“KORKMA”: İSTİKLAL MARŞI’NIN TARİHSEL ŞİFRESİ
Yayının en dikkat çeken bölümlerinden biri, İstiklal Marşı’nın ilk kıtasının tarihsel çözümlemesi oldu.
Prof. Dr. Gündüz, “Korkma” kelimesinin yalnızca bir fiil olmadığını vurguladı:
“Bu ‘korkma’, bir ayet çağrışımıdır.
Hz. Musa’ya hitap eden ‘korkma, üstün olan sensin’ ifadesinin tarihsel yankısıdır.”
1921 yılında yazılan İstiklal Marşı, henüz ortada kesin bir zafer yokken kaleme alınmıştı. İşte bu yüzden Mehmet Akif’in mesajı, sonucu değil inancı temsil ediyordu.
30 Ağustos ise bu inancın sahada karşılık bulduğu gündü.
“ANADOLU SON TEPEYDİ”
Yayında aktarılan en çarpıcı tarihî anekdotlardan biri, Fahrettin Altay – Mustafa Kemal Paşa diyaloğuydu.
Fahrettin Altay’ın, “İngilizler de bütün güçleriyle gelirse ne yaparız?” sorusuna Mustafa Kemal’in verdiği cevap, Millî Mücadele’nin ruhunu özetliyordu:
“Karşı koymakta son kalanlarımız bir tepede hayatlarına son verirler.
Gelecekte burada yatanlar vatanlarını kurtarmaya çalışanlardır diye yazılırsa mükâfatlarını bulmuş olurlar.”
Bu söz, Anadolu’nun son sığınak, son tepe olarak görüldüğünün açık ifadesiydi.
30 Ağustos, işte bu son tepenin düşmediğinin ilanıdır.
30 AĞUSTOS’TAN CUMHURİYET’E: ZAFER BİR ARAÇTI
Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü yayında özellikle vurgulandı:
“Hiçbir zafer gaye değildir.
Zafer, kendisinden daha büyük bir gayeyi elde etmek için bir vasıtadır.”
30 Ağustos’un nihai amacı Cumhuriyet’ti.
Bu zafer, 29 Ekim 1923’ün askerî ve psikolojik altyapısını oluşturdu.
Bu nedenle 30 Ağustos, Cumhuriyet’in askerî doğum belgesi olarak da okunmalıdır.
“BİZİ YENEMEZLER” DUYGUSU
Yayının belki de en güçlü ortak cümlesi şuydu:
“Bizi yenemezler.”
Bu ifade bir meydan okuma değil, tarihsel bir hafızanın sonucuydu.
Balkan felaketlerinden, Çanakkale’ye; Sakarya’dan Büyük Taarruz’a uzanan süreç, Türk milletine şunu öğretmişti:
“Yenilebiliriz ama yok edilemeyiz.”
Bugün genç teğmenlerin, komandoların, arama kurtarma birliklerinin geçişi sırasında hissedilen duygu tam olarak buydu.
TARİHİ UNUTMAK: KARDA UYUMAK
Yayının sonunda yapılan vurgu, yalnızca geçmişe değil geleceğe dönüktü.
“Tarihi unutmak, karda uyuyan adam gibidir.”
30 Ağustos’un çocuklara, gençlere yalnızca törenle değil;
müzelerle, savaş alanlarıyla, anlatılarla ve bilinçle aktarılması gerektiği özellikle vurgulandı.
SONUÇ: 30 AĞUSTOS BİR HATIRLAMA GÜNÜDÜR
30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 103. yılında Ankara’dan yükselen mesaj netti:
-
Bu zafer bir tarih değildir
-
Bu zafer bir başlangıçtır
-
Bu zafer bir özgüven mirasıdır
Ve her kuşağın görevi, bu mirası unutmamak, unutturmamak ve ileriye taşımaktır.




